Yazı Dizisi…
15 Temmuz
Darbe mi, Tiyatro mu ?
Neler yaşandı? Neleri unuttuk?


15 Temmuz 2016 gecesinden bugüne kadar ne kadar olay yaşandı, Hepsi zihnimizin bir yerine çöktü, kimse dillendiremiyor, olanları söylemiyor, öncesini zaten konuşmaya cesaret eden yok.
Pekala, öncesi geçti diyelim ‘Yeni Türkiye’ dedikleri bu mu?  KHK’ların sonu var mı? Ohal biter mi?
Bence de orası şimdilik muamma ama o kara geceden sonra Türkiye’nin gündemi aklı başında herkesin gördüğü ama hiç kimsenin açıkça dile getiremediği bir tiyatro oyunun sonucunda şekilleniyor!

Yukarıdaki girişin çok sert olduğunu falan düşünmüyorum, çünkü düşünen hatta bırakın düşünmeyi gördüğünü anlayabilecek kadar zeki olan herkesin, 15 Temmuz sonrasındaki tiyatrodan kendi iç dünyasında rahatsız olacağını biliyorum.

Bu kadar kötü senaryo, bu kadar kötü oyunculuk, bu kadar kötü yapım nasıl olur da bir ülkenin hatta bir coğrafyanın kaderini baştan aşağı değiştirir ya da izleyici nasıl olur da bu kadar iğrenç kurguya sessiz kalabilir aklım ermiyor.
Bu yazıda sizin bilmediğiniz hiçbir şey olmayacak! Gizli kaynaklar, dış bağlantılar, uluslararası haber kaynakları falan hiç birine sahip olmadığım için sadece o günden bugüne bize sunulanlar olacak!  Hatta özür dilerim ama sahip olmadığım için edebi bir dil de kullanmayacağım. Sadece o geceden bugüne kadar aklımda kalan gariplikler silsilesi olarak bile adlandırılamayacak konuların bir kısmını yazacağım!  Zaten siz okurken benim unuttuğum birçok şeyi hatırlayacak ve ‘’YOK ARTIK!’’ diyecekseniz!

Cidden ne olmuştu o gece hatırlayanınız var mı? Yoksa havuz medyası ile birlik olan sözde muhalif basın vicdanınız ile birlikte hafızanızı da mı sildi?

Gelin hep beraber o geceye gidelim…

Herkes, o gece BOĞAZİÇİ’nde,  askerlerin yolu kapatması ile bir gariplik olduğunu fark etti!
Bir yarbay, bir binbaşı, bir yüzbaşı, bir üsteğmen,10 uzman çavuş ve 47 erden oluşan 61 kişilik askeri grup, 20 milyonluk şehrin saat itibariyle en kalabalık yerinde ‘’olağan hayatı durdurarak’’ , ‘’bozulan düzeni tekrar tesis etmek için çalışma başlattı’’ demem lazımdı ama İstanbul’a bir kere gelenler bile cuma akşamı saat 22:00 sıralarında o bölgede trafiğin felç diye tabir edilen şekilde kilit olduğunu bilir! Yani oradan araçları ile geçenler için hayat zaten durmuş demektir.

Toplamda 700 bin personeli (Er ve Sivil Memur rakamları dâhil) olan TSK’nin, 168'i general olmak üzere 6 bin 341 darbeci rütbeli askeri varken, darbe girişimini millete duyurmak ve onları sindirmek için sadece 61 kişi (üçe biri Er) ile sokağa çıktı! Hem de insanları sokağa çıkmamaları üzerine uyarmak için trafiği kapatarak yani insanların evine gitmesine engel olarak yaptı bunu! Ve olayı duyan herkes, televizyonda bir tane bile asker görmeden darbe girişimi olduğunu kolayca anladı!

Kısaca, asker darbe yapmaya kalkıyor ama vatandaş bunu bir askerin ağzından değil, yolun trafiğe kapatılmasıyla öğreniyordu!

Kimin yaptığını bir kenara bırakın hatta kabul edin ya da etmeyin ama dünyanın neresinde olursa olsun bu ahmak girişimin adı ‘Darbe Kalkışması’dır. Ne kadar ahmakça ve aptalca olsa da, birilerinin ‘iddia’ ettiği gibi başarısızlık üzerine kurulmuş gibi gözükse de 15 Temmuz bir DARBE GİRİŞİMİDİR. Kontrollü ya da sahte…  Ben orasıyla ilgilenmiyorum.

Şimdi, gariplikler silsilesine gelmeden önce kimse kusura bakmasın ama  ‘’Acaba darbeciler neden gece yarısını beklemediler?’’ sorusunu sormuyorum çünkü sorsam biliyorum ki içinden çıkamayacağım!
Ama yine de isteyen varsa okusun ve kendine sorsun!
Mit müsteşarı Hakan Fidan, o gece Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile mit binasında yemek yiyorken, darbe haberini Görmez’in eşi Hatice Hanım’ın telefonuyla öğreniyor! Yani TV’den izleyen, Mit müsteşarından daha çabuk öğreniyor! Hatta Mit’e, TV’den aldığı bilgiyi veriyor!

Peki, Cumhurbaşkanı?
Marmaris’te tatilde olan Cumhurbaşkanı ve ailesi de Boğaz Köprüsü trafiğe kapatılınca, eniştesinden telefon alıyor! Yani ona da Boğaz Köprüsü kapanana kadar kimse haber vermiyor!

Genel Kurmay Başkanı?  

Akıncılar üssünde darbecilerin elinde, elini kolunu bağlamışlar, adam kısaca derdest olmuş!

Vekiller, bakanlar hatta Başbakan…  Hepsinin söylemi aynı… Darbeden, Boğaz Köprüsü kapanması ile haberdar olmuşlar. İyi de yapmışlar. Yoksa darbeyi bilip, adli makamlara haber vermemekten suçlu olurlardı!

Kısaca, o gece kimse bir şey bilmiyor! Cumhurbaşkanı eşiyle tatilde, MİT müsteşarı yemekte, Genel Kurmay Başkanı derdest edilmiş, Başbakan yolda, bakanlar ve vekiller evlerinde ama asker, darbe planının su yüzüne çıkmasından dolayı sokakta…


Her neyse, biz konumuzun özüne dönelim yoksa burada uzun uzun gömleği ile tank egzozu tıkayan 4 tankı durduran Ankaralı sahte gaziden de bahsetmek zorunda kalacağım!

O gece darbe girişimin olduğu netleşince, herkes kendince duruş gösterdi!

Cumhurbaşkanı Erdoğan,  CNNTÜRK’te katıldığı TV programından milleti demokrasi ve bağımsızlığımızı korumak için sokaklara davet etti. Kendisinin İstanbul’a geleceğini ve vatandaşlarla Atatürk Havaalanı’nda buluşmak istediğini, bu ‘’KÜÇÜK ÇAPLI DARBECİ ÇETE’ye’’ pabuç bırakmayacağını açıkça ilan etti! Meydan okudu! Ve dediğini yaptı! Bir kaza bela olmadan Atatürk Havaalanı’na ulaştı! Vatandaşlarla buluşmasa da damadı ve aynı zamanda Enerji Bakanı olan Berat Albayrak’ın güleç yüzünün görüldüğü bir canlı yayın daha yaptı.

Cumhurbaşkanının talimatı ile sokaklarda demokrasi ve bağımsızlık için canını kaybedenlerin olduğu bilinmesi nedeniyle Berat’ın güleç yüzü kameralarda pek hoş karşılanmasa da, bir sokak müdafaası yapıldı. Ve neden o saatte başlatıldığı kimse tarafından bilinmeyen darbe girişimi, püskürtüldü.

Mesela Devlet Bahçeli, darbeye karşı çıkan ilk attığı keskin ve net twitlerle milleti sokaklara çağıran Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aksine, herkesin evinde beklemesini, askerle karşı karşıya gelmemesini tavsiye etti. Her ne kadar daha sonra o gece onun sözünü ezip sokaklara çıkanları kahraman olarak adlandırsa da ilk attığı twitlerle sokaktan ‘’KARANLIK ve UZAK’’ durulması gereken yer olarak bahsetti.

O gece hakkında en çok eleştiri yapılan, hatta ‘’Sen neredeydin?’’ diyerek eleştirilen Kemal Kılıçdaroğlu da darbeye karşı twitler attı, hatta birilerinin şans eseri yemekte olduğu, kimilerinin yurt dışında, kimilerinin yurt içinde tatilde olduğu gün, o, olağan olarak İstanbul’dan, Ankara’ya gitmeye çalışıyordu! Neden sokakta değilsin denilen adam, Başkent’e gidiyordu!

Melih Gökçek…

Yakın çevresinden başka kimse nerede olduğunu bilmiyor!

Kendine ait televizyon kanalı olan Perinçek, bırakın sokağı TV’ye bile çıkmıyor!

Kim çıkıyor? Bu ülkeyi ve vatanı ciddi olarak sorgusuz sualsiz seven ve oy attıkları kişilere inanan temiz yürekli insanlar çıkıyor! Bir de Asker düşmanları-Karşı devrimciler çıkıyor!

Mesela;  Boğaz Köprüsü’nde şehit edilen Murat Tekin’in ablası, Mehtap öğretmen çıkıyor! Eline Türk bayrağını alıp, demokrasi zarar görmesin, bağımsızlığımız tehlikeye girmesin diyerek meydana atıyor kendini!
Mesela; Harp Okulu öğrencisi olan oğlu darbeci olduğu için Silivri’de tutuklu olduğundan Veysel Amca çıkıyor sokağa, soluğu Saraçhane’de alıyor, demokrasi için…

Kardeşi köprüde şehit edilen Mehtap öğretmen gibi, Oğlu darbeci diye tutuklanan Veysel amca gibi binler yüz binler çıkıyor sokaklara, darbe olmasın diyerek ve o insanların içinden darbeciler tarafından 248 vatandaşımız şehit ediliyor.

Bir de bahsettiğim gibi ellerine silahların nerede verildiği bilinmeyen değişik tipler çıkıyor.
Olanlar oluyor!
Hiçbir şeyden habersiz, tatbikat var denilerek meydanlara emir sonucu indirilen silahsız gencecik öğrenci çocuklar, erler, darp ediliyor, şehit ediliyor…

Damadı FETÖ’den tutuklu İstanbul’un abisi! TOPBAŞ,  ‘Hainler Mezarlığı’ öneriyor mesela kendi evinin içine bakmadan, Ankara’yı parsel parsel cemaate verip oğlunu Cemaat okullarında okutan Melih başkan oğlundan başka o okuldan kim mezunsa onları hedef gösteriyor!

Herkes bir şey yapıyor, kimi dününe küfür ediyor kimi bugününü saklıyor.
Hafızamızda duranların bir yere yazılması gerekiyor, bu yazı dizisiyle kayıt tutmayı düşünüyorum.
Her hafta Cuma günü 15 Temmuz’dan bugüne neler yaşadıysak not edeceğim.

İyi okumalar…










Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.