İlkokula Kadıköy'deki Fransız okulunda başladı. Dil bilmediği için derdini anlatamıyordu ve bu yüzden sıkıntı çekiyordu. Bir gün, teneffüste bir Rum çocuğu Hüseyin Nihâl'in kafasını duvara çarparak kanlar içinde bıraktı, suçu da başka bir Rum çocuğunun üzerine attı. Hüseyin Nihâl, bu olaydan sonra okuldan iyice soğudu. "Şu okul yansa da kurtulsam." diye iç geçirdi. Ne hikmetse okul bir gece yandı. Daha sonra, babasının görevi nedeniyle Süveyş'te bulunan Fransız İlkokulu'nda okudu. Burada da İtalyan çocuklarıyla sert kavgalara tutuştu. Türk olmayan çocukların arasında bulunması ve onların dışlayıcı tavırları Hüseyin Nihâl'de Türkçülük fikrini ateşliyordu. Devletin sahibi olan Türklerin kendi öz yurdunda perişân edilmesi Hüseyin Nihâl'i tavizsiz bir Türkçü olmasını sağladı.


1922'de Askerî Tıbbiye'ye girdi. Bu yıllarda okulda komünistlik ve azınlık milliyetçiliği yapan gruplar vardı. Hüseyin Nihâl bu öğrencilerle yumruk yumruğa kavga ederdi. Tıbbiye'nin üçüncü sınıfındayken sorun yaşadığı Arap asıllı Bağdatlı Mesut Süreyya Efendi, Hüseyin Nihâl'den gereksiz yere selam vermesini istedi. Hüseyin Nihâl de bu subayın art niyetli olduğunu anlayınca ona selam vermedi ve 4 Mart 1925'te okuldan atıldı.


1930'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat bölümünden mezun oldu. 1931'de Mehmed Fuad Köprülü, Atsız'ı yanına asistan olarak aldı. 1932'de Türk Tarih Kongresi'nde Hititlerin Türk olduğu tezi ortaya atıldı. Zeki Velidi Togan bu tezi eleştirerek kabul etmedi. Reşit Galip, Zeki Velidi Togan'a küçümseyici ifadeler kullandı. Atsız da Galip'e hocası Togan'ı destekleyen bir mektup yazdı ve bu yüzden kara listeye alındı. Reşit Galip 1932'de Milli Eğitim bakanı olunca 1933'te asistanlıktan çıkarılmasına neden oldu. Atsız, asistanlıktan çıkarıldıktan birkaç gün sonra bir çay toplantısında Dekan Ali Muzaffer Bey'i yüzlerce kişinin önünde tokatladı.


Nazım Hikmet'i de bir numaralı vatan haini ilan etmişti. "Nazım Hikmetof büyük bir vatansevermiş. Kendi vatanını Moskof'a peşkeş çekmenin adı vatanseverlik olduktan sonra dünyada güdülmeyecek iddia kalmaz! Vatansever adam yurt dışına çıkınca kendi aleyhinde bulunmaz, 'Beni Stalin yarattı.' demez, yabancı soyadı almaz, radyolarda memleket aleyhinde konuşmaz." diye sert bir eleştiride bulunmuştu. Bu eleştiriden sonra Atsız'a dava açıldı ancak beraatle sonuçlandı.


Orhun'un on altıncı sayısında Pertev Naili ve Sabahattin Ali gibi Marksistlerin faaliyetlerini açıkladı ve Bakan Hasan Ali Yücel'i istifaya çağırdı. Bunun üzerine Atsız'ın Boğaziçi Lisesi'ndeki görevine son verildi ve daha sonra Orhun dergisi kapatıldı.


Böylesine vak'alar yaşayan bir kişinin Türkçü olmasına değil Türkçü olmamasına şaşırmak gerekir. Franco, Mussolini, Hitler gibi ırkçılarla aynı çağda yaşamış birinin ırkçı olması gayet doğaldı, zira dünyada o çağlarda ırkçılık hâkimdi. Atsız ırkçılık, Türkçülük, Turancılık fikrinin yılmaz, kavgacı ve tavizsiz kahramanıdır. Hiçbir zaman hiçbir kimsenin önünde eğilmemiştir. Bu dik duruşu sayesinde Atsız, hem dostunun hem de düşmanının takdirini kazanmıştır. Atsız'ın edebî kişiliği hakkında ayrı, Türkçülüğü hakkında ayrı, mücadeleleri hakkında ayrı ayrı yazılar yazılır. Bu makale Atsız'ın neden/nasıl ırkçı olduğunu açıklamaya çalışmıştır. Tarih -her kim olursa olsun- herkese hakkını vermekle yükümlüdür.


"Kafatasçılığın Türkçülükle uzak-yakın hiçbir ilgisi yoktur. Kafatasçı olduğumu söyleyenlere gülüyorum!"
(Hüseyin Nihâl ATSIZ)


twitter.com/PaksoyAlp
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.