“MHP’nin En Uzun Yılı: 1997” adlı kitabımın en sonunda, dönemin tanıklarının bugün itibariyle yaşıyor oluşunun da etkisiyle daha evvel yazdığım türün biraz dışına çıkarak ‘gazetecilik’ yapmaya çalıştım ve bazı isimlerle röportaj yaptım. Ayrıca, dönemin ‘başrol’ isimlerinin 1997’den sonra neler yaptıklarını ‘sonrası’ adlı bölümde değerlendirdim.

Bu bağlamda değerlendirmeye aldığım isimler, dönemin genel başkan adayları Devlet Bahçeli, Tuğrul Türkeş, Ramiz Ongun, Enis Öksüz, Muharrem Şemsek ve İbrahim Çiftçi; Ülkü Ocakları Genel Başkanları Azmi Karamahmutoğlu ve Hakan Ünser, ayrıca dönemin önemli simaları Koray Aydın, Seval Türkeş, Talip Kaban ve Turgut Altınok olmuştu.

Elbette ‘MHP’nin En Uzun Yılı’nda çok fazla ön planda olmayan yahut bulundukları mevki itibariyle MHP ile ilgisi olmayan kişiler de değerlendirilebilirdi. Konu bütünlüğünü dağıtmamak adına tercih etmedim.

Mesela dönemin DYP’li İçişleri Bakanı Meral Akşener’in o yıllarda ne yaptığı, neden MHP’de olmadığı, bugün İyi Parti Genel Başkanı olması nedeniyle sık konuşulur hâle gelmiştir. Hakeza dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı olan ve kendisiyle röportaj yaptığım Hakan Ünser de bugün İyi Parti’nin kurucu üyesi olmuştur.

Bu ve benzeri örnekler üzerinden, MHP kurultayları döneminden bugüne gelen ‘çizgide kırıklık’ iddiaları; bunu dile getiren kişilerin geçmişlerini az çok bilen bir kişi olan bende tebessüm uyandırmaktadır. Ancak bu geçmişi bilmeyenlerin de merakını uyandırmak adına birkaç örnek sunmak istiyorum.

Örneğin, bugün MHP Genel Başkan Yardımcısı olan Oktay Öztürk’ün 29.10.2017 tarihinde partisinin Burdur ilk kongresinde yaptığı konuşmayı okuyalım:

"Ele geçirelim, biz yönetelim' dediler. Ele geçirenler isterlerse 'Yok' hükmüne getirirler, isterlerse istediği şekilde kullanırlar. İşte en son bizdeki imza toplanmasının, olağanüstü kurultay istenmesinin altında yatan gerçek budur. Ama bir şeyi unutuyorlar. Bu 'Okunmuş bir harekettir.' Hiçbir partinin bu hareket gibi hikâyesi yoktur. Hiçbir parti şehitlerinin hatırası ile gününü geçirmiyor. Bizden çok, toprağın üstündekilerden çok yerin altında yatanların hakkı var bu harekette. Kimseye yem ettirmeyiz. Ama herkes bir şeyi bilmeli; Bu hareketin başına, Yaradan’ın eli üzerinde olduğu için hainler gelemez. Ama hain düşüncede olanlar da gelemeyeceklerini gördükleri vakit başka kapılara giderler. Güle güle, uğurlar olsun."

“Hiçbir şey göründüğü gibi değil. Hani sizin MHP diye bir sevdanız vardı, MHP kötü yönetiliyordu. Ne oldu şimdi gittiğiniz yerde, MHP, ülkücülük, Türkeş, milliyetçilik yok. Peki, sizin mücadeleniz neydi kardeşim? Sizin mücadeleniz başkaları adına MHP'yi ele geçirmekti. Kusura bakmayın bu o kadar kolay değil. Kanımızı kaşığa dökeriz biz bu işe alet olmayız, olmadık da Allah'a şükürler olsun."

Peki, bu sözleri söyleyen Oktay Öztürk 1997’de ne yapmıştı?

Oktay Öztürk, 1997’de yaşanan kongre mücadelesinde genel başkan adayı olan Tuğrul Türkeş’in ekibindeydi. Tuğrul Türkeş’in hedefi, partiyi “biz yönetelim” değil miydi? Tekrar Öztürk’ü okuyalım:

“Ele geçirelim, biz yönetelim' dediler. Ele geçirenler isterlerse 'Yok' hükmüne getirirler, isterlerse istediği şekilde kullanırlar.”

Tuğrul Türkeş, Kasım 1997’ye kadar yaşanan kongre mücadelesi sonucunda MHP’ye Genel Başkan olamadı. Yani başa gelemedi. Tekrar Öztürk’ü okuyalım:

“Kimseye yem ettirmeyiz. Ama herkes bir şeyi bilmeli; Bu hareketin başına, Yaradan’ın eli üzerinde olduğu için hainler gelemez.”

Bu tabire göre 1997’de MHP’ye genel başkan olamayanlar ve onların kadroları hain mi sayılır? Yorumu okuyucuya bırakıp tekrar Öztürk’ü okuyalım:

“Hiçbir şey göründüğü gibi değil. Hani sizin MHP diye bir sevdanız vardı, MHP kötü yönetiliyordu. Ne oldu şimdi gittiğiniz yerde, MHP, ülkücülük, Türkeş, milliyetçilik yok. Peki, sizin mücadeleniz neydi kardeşim? Sizin mücadeleniz başkaları adına MHP'yi ele geçirmekti.”

Oktay Öztürk, MHP içi mücadeleyi kazanamayan Tuğrul Türkeş ekibi ile birlikte 1998 yılında Aydınlık Türkiye Partisi’ni kurdu. Gittiği yerde MHP’nin olmadığı muhakkak… Bugünlerde sık tekrarlanan ‘Ülkücülük MHP’de olur’ söyleminden hareket edersek ülkücülüğün de olmadığı yorumunu yapabiliriz. ‘Türkeş’ derseniz, oğul Türkeş’in varlığı belki bir nebze o açığı kapatabilir…

Oktay Öztürk bir ara genel başkanlığını dahi yaptığı Aydınlık Türkiye Partisi’nden MHP’ye ne zaman döndü?

Cevap: Nisan 2010

Peki, Öztürk’ün eleştirdiği Akşener MHP’ye ne zaman katıldı?

Cevap: Kasım 2001

Bugün, Akşener’i veya daha evvel başka partilere giden kişileri ‘çizgisinde kırıklık’ olduğu için eleştirenlere Oktay Öztürk’ün bugün MHP Genel Başkan Yardımcısı olduğunu tekrar hatırlatmak gerekiyor. Kazara partiden ayrılırsa ortaya çıkarılacak geçmişlerin ve hazır tutulan eleştirilerin neden görevdeyken yapılmadığı da ayrı bir tartışma konusudur.

Daha Alparslan Türkeş’in sağlığında DYP İstanbul İl Başkanı olan ve bir dönem ‘DYP içi muhalefet’ de olan zata da değinecektim. Herhalde bir gün ondan da bahsederiz.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.