Yazıt: Bir kimsenin ya da bir olayın anısını yaşatmak için bir şey üzerine kazılan yazı. Çevresi kabartma silmeli, içinde yazı olan “taş.”
Abide: Önemli bir olayın veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan “göze çarpacak büyüklükte sembol niteliğinde yapı.”


Bu iki kelimenin sözlük anlamına baktığımızda bile Orhun Abideleri’ne nasıl hitap etmemiz gerektiği anlaşılıyor. Uzun uzadıya “Neden ‘abide’ demeliyiz?” diye açıklamaya lüzum olmadığını düşünüyorum. Orhun Abideleri’nde yazanları iyi tahlil edersek şu çağda bile işimize bir hayli yarayacak bilgileri ve metotları görebiliriz. İşte bu yüzden Orhun Abideleri sembol niteliğinde büyük bir yapıdır. Prof. Dr. Muharrem Ergin’in -Sonsuz güç sahibi Allah’ın rahmeti onun üzerine olsun.- “Orhun Abideleri Türklüğün göğe uzanan şehâdet parmağıdır.” sözü, Orhun Abideleri’nin büyüklüğünü ve önemini gayet net bir biçimde açıklamaktadır.


Göktürk kağanlarının pek âlâ bir tarih bilgisi ve bilinci olduğu abidelerden, Ç*n’e gönderdiği mektuplardan anlaşılmaktadır. Tarihlerini hiçbir şekilde unutmamakta ve yapılan hatalardan ders çıkarmaktadırlar. Yüce Hakan Bilge Kağan abidede “Ey Türk halkı, açlığı-tokluğu düşünmezsin, bir de doyarsan açlığı hiç düşünmezsin. Böyle olduğu için seni besleyip doyuran hakanlarının sözlerini dinlemedin ve her yere gittin ve oralarda mahvoldun, öldün.” sözüyle belki de Ho-Han-Ye döneminde Hunların bölünmesini işaret etmiştir. Çünkü Ho-Han-Ye döneminde Hunlar, Ç*n’e vergi vermekte Ç*n de bunun karşılığında Hunlara pirinç, ipek gibi “hediye”ler göndermekteydi. İpeği de gıdası da bol olan halk maalesef ki Çi-Çi yerine Ho-Han-Ye’nin tarafını tutmuş ve Ç*n boyunduruğuna girmişti.


Yine Yüce Hakan Bilge Kağan abidede “Ç*nliler, tatlı sözlerle ve yumuşak ipekli kumaşlarla halkı kandırıp, kendilerine yaklaştırıp yerleştirdikten sonra fesatlıklarını gösterip iyi, akıllı ve cesur kimseleri yaşatmazlar imiş. Ey Türk halkı, Ç*n halkının tatlı sözlerine, yumuşak ipekli kumaşlarına kanıp çok sayıda öldün.” demektedir. Bu bir tahmin midir, analiz midir yoksa Bilge Kağan bir şeyler mi bilmektedir?

MÖ 169’da Ç*nli devlet adamı Chia İ’nin imparatoruna yazdığı mektuptan bir kesit aslında bu sözün neden söylendiğini gayet açıklamaktadır: “Hunlar bizim pirincimiz, güveçlerimiz, kebaplarımız ve şarabımıza ısrarlı bir tutku geliştirince bu onların öldürücü zayıflıkları olacaktır.” Nitekim daha sonra Hunlar Ç*n’in bölücü politikasına mâruz kalarak yıllar süren çözülme ve bölünme sürecine girerek yok olmuşlardır.


Bir dönem, Türk düşmanı birçok akl-ı evvel eriyen beyinleriyle Orhun Abideleri’ne dil uzatmaya kalkmış “Yapa yapa bu mimarî eseri mi yapmışlar?” diyerek Orhun Abideleri’nden zerre anlamadıklarını göstererek zavallı olduklarını cümle âleme kanıtlamışlardı. Yukarıda bahsedilen örnekler en basit örneklerdir, örnekler çoğaltılabilir ve bu örnekler yakın tarihimizle, günümüzle hatta ve hatta geleceğimizle ilgili önemli sözleri kulaklarımıza fısıldayabilir. Demem o ki sahip çıkın bu muazzam abidemize. Kaç milletin atası gelecek nesillere ders olsun diye eser bırakmış? Kaç milletin atası hem milletine hem de gelecek nesillere “hesap vermiştir?” Türk milletine böylesi simge bir abideyi bırakan atalarımın ruhları şâd olsun, Türk milleti -kimliğini yitirmeden- sonsuza kadar vâr olsun.


“Ben Tanrı gibi ve Tanrı’da olmuş Türk Bilge Kağan, sözlerimi işitin.”

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
türk 2 ay önce

TÜRK milleti ne zaman birlik oldu güçlendi cengiz handa ve timurda olduğu gibi ne zaman.birlik bozuldu yok olup gitti.